10 Ağustos 2014 Pazar

Şeyda'dan Mektup Var!




Hayat Sende Gençlik Akademisi ile Sosyal Medya aracılığı ile tanıştım. Hayat Sende Gençlik Akademisi ile tanışmadan önce karamsar birisiydim. Nasıl demiştim, nasıl topluma faydalı olabiliriz ki , toplumda bu şekilde dışlanıyorken, insanlar korku ile bakarken nasıl yapabiliriz ki sorgulamaya başlamıştım kendimi.

Yurttan ayrıldığımı hep saklardım. Tam o anda Hayat Sende Gençlik Akademisi çıktı karşıma hala düşünürüm acaba o sayfayı nasıl gördüm diye. Çünkü hayatımın dönüm noktasının başladığı andı benim için. Hayat Sende sayfasına mesaj atmaya başladım ve bana sayfadan Abdullah abi sayfalarca yazdı. Azmine hayran oldum. Yapabileceğime inandım. Çok güzel bir örnek vermişti bana ‘’Hayat bir çikolatadır ve karşına ne çıkacağı asla belli olmaz.’’ 



Daha sonra bana küçük çalışmalar vermeye başladılar. Mezun olduğum bölümün bana getirisini fark ettim. Daha sonra derneğin çalışmalarını takip ettim. Çok güzel başarılı ablalarımız abilerimiz vardı. 


Hayat Sende Gençlik Akademisi sevgi dolu ve bu sevgi kucaklayış daha da büyüyor ve kardeşlerimize en güzel rol modeli sunuyor.  Ben Hayat Sende sayesinde kendi gücümü fark ettim. Teşekkürler Hayat Sende Gençlik Akademisi

Hayat Sende'yle katıldığım YUGLA kampına gelirsek.


YUGLA kampında sevgi dolu bir ortamdaydık. İlk defa katıldığım bu tarz bir etkinlikte grup dinamiği hep en iyi şekilde yakalandı.

YUGLA kampının bana diğer bir katkısı kendi kişisel gelişimimeydi. Öncelikli olarak bana kattığı kalabalık içinde rahatça konuşabiliyor bir duruma geldim. İletişim kurabiliyorum dedim. Kendimizi tanımayı, ifade etmeyi YUGLA'da daha iyi öğrendiğimi düşünüyorum. Dahası  YUGLA bana sevgi verdi, özgüven kazandırdı. Daha duyarlı olduğumu düşünüyorum. Sorun odaklı değil de sorunu nasıl çözüme ulaştırabileceğimi düşünmem de etkin bir rolü oldu kampın.

Gönüllü olarak yaptığım çalışmaları daha etkin ve planlı bir şekilde nasıl faaliyete geçirebileceğim konusunda YUGLA'da öğrendiklerim bana yardımcı oldu. Bir projeyi nasıl hazırlamamız gerektiği konusunda bilgi sahibi oldum. Proje döngüsü nasıl olmalıdırdan tutun da sosyal girişimin ne demek olduğunu kadar birçok şey vardı YUGLA'nın sepetinde bize sunulan. 



Şimdi bir girişim kurdum. Adı da "Hep Birlikte Geleceğe". Artık Bilecik ilinde çalışmaları yoğunlaştırıp, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına bağlı kuruluşlarda kardeşlerime YUGLA'daki deneyimlerimi, Hayat Sende'yi, ablalarımı, abilerimi anlatacağım. Gelecek Bizim, Haydi Hep Birlikte Geleceğe diyeceğim.

Evet gelecek bizim ve Hayat Bizde!
  

3 Ağustos 2014 Pazar

Sevgi Neden Önemlidir: Annelerin Hayati Rolünü Kutlama ve Onlara Destek Olma

Her yıl “Anneler Gününde” annelerin yaptığı harika işi gerektiği gibi kutlarız. “Babalar Günü” de yine onların çocukların mutluluğuna hayati katkılarının hoş bir hatırlatıcısıdır.

Ebeveynler kendilerini, hiç bitmeyen ve görünüşe bakılırsa bazen de takdir görmedikleri bir çocuk büyütme görevine adarlar. Sıklıkla elimizin altında gibi gördüğümüz doğa harikalarından biridir bu. Fakat Lumos’ta biz her gün sevgi dolu ebeveyn bakımının çocuk gelişiminde ne kadar kritik bir öneme sahip olduğunu ve bir çocuğun hayatında bunun eksikliğinde neler olduğunu doğrudan görüyoruz.


Bir bebek gülümsediğinde, bir oyuncağı tuttuğunda, bir ifadeyi taklit ettiğinde ve yeni bir kelime söylediğinde ebeveyninin sevinciyle karşılaşır. Bundan cesaretle çocuk farklı şeyler denemeye başlar ve eylemler, deneyimler ve geri besleme aracılığıyla öğrenir. Bu etkileşim yalnızca bebeğin büyüyen beynindeki sinaptik bağlantıları yapılandırmaz, aynı zamanda çocuk ve ebeveyn arasında mutlak surette bir bağın temellerini atar.




Yetimhanelerdeki çocuklar, bu sevecen yetişkin bağından büyük ölçüde mahrumdurlar ve hayatlarının tümünde bu nedenden fiziksel ve psikolojik olarak acı çekebilirler. Birebir anne ilgisine en çok bebekken yetimhaneye yerleştirilen çocuklar ihtiyaç duyduğundan, bu durum özellikle onlar için geçerlidir.

Yetimhanelerde annelerin statüsü unutulmuş değil. Çoğunlukla hiç tanışmadıkları annelerine hiçbir zaman gönderilmeyen şiirli Anneler Günü kartları yapmaları için garip bir biçimde cesaretlendirilen çocukların durumunu biliyoruz. İyi niyetli fakat genellikle aşırı gergin personelleriyle bu sistem zarara yol açıyor.


Sıklıkla annelerin doğal bağlarını görünür şekilde keserek çocuklarını böyle esirgeme kurumlarına nasıl terk edebildikleri sorusuyla karşılaşıyorum (En iyi tahminle şu an dünya genelinde çocuk esirgeme kurumlarında ve sözde yetimhanelerde 8 milyon çocuk var ve bunların 1 milyonu Avrupa’da bulunuyor. Çalışmalar bu çocukların % 95’inin ebeveynlerinin gerçekte yaşadığını göstermiştir).


Bu sorunun cevabı basit: Çocuk esirgeme kurumlarındaki hemen hemen her çocuğun arkasında seçenekleri tükenmiş bir anne veya baba bulunur. Çoğunlukla engelli, ailelerinin maddi durumu iyi olmayan veya yaşadıkları toplumda etnik azınlıkta olan çocuklar esirgeme kurumlarındadır çünkü böyle durumlarda yardım alınabilecek tek mevcut yer bu kurumlardır.


Çocuklarının tümüne bakabilecek durumda olmayan ve bu çocuklardan hangisinin evde kalabileceği ve hangisinin çocuk esirgeme kurumuna gitmesi gerektiğini seçmek zorunda olan yeni anneler, doğum esnasında eşi ölen ve çalışmayı bırakabilecek durumda olmayıp çocuk bakımı desteği alamayan babalar var. Çok daha rahatsız edici olan, zaman zaman annelere “bu engelli çocuğu unut, eve git ve sağlıklı bir tane yap” diyen tıbbi profesyonellerin olması.


Lumos, dünya genelinde bu toplumdan soyutlanmaya son vermek için çalışıyor. Ailelerdeki ve toplumdaki korunmasız çocukların bakımının desteklenmesi adına hükümetlerin bakım hizmetlerinde reform yapmasını gerektiren karmaşık bir vazife bu. Bu vazifede, çocukları biyolojik ebeveynleriyle yeniden birleştirme veya sevecen koruyucu ailelerin yanına yerleştirme hayati önem taşıyor. Karmaşık ihtiyaçları olan küçük bir azınlık çocuk için toplum içinde küçük evlerde de uzman bakımı sağlanmakta. Lumos, ayrıca Orta ve Doğu Avrupa hükümetlerinden bir kısmını sağlık yardımını finanse etme yollarını değiştirmeleri için ikna etmiş bulunmakta. Bu sayede tüm çocuklar hayat kurtaran tıbbi tedavi alabilecekler.


Ayrıca sözde yetimhanelere daha fazla çocuğun girmesini önlemeye yardımcı olmak adına anneleri destekliyoruz. Örneğin Bulgaristan’da bu yıl 2 ay içinde bir Lumos ebesi ve süt emzirme danışmanı, 25 savunmasız yeni anneye bebekleriyle bağ kurmaları ve onları beslemelerinde yardımcı olmuş ve bu yeni annelerin bebeklerine bakma konusunda kendilerine güvenmelerini sağlamışlardır. Temel besin ve kıyafet desteği paketleri, maddi durumu iyi olmayan ailelerin bir arada kalmasını sağlamakta; Lumos’un sosyal çalışanlar için eğitimi, hastalık veya beslenme yetersizliği riski altındaki çocukların daha erken tespit edilebilmesi anlamı gelmektedir.




Tanık olduğumuz delillerin hiçbiri annelere olan saygımızı azaltmıyor. Bunlar sadece bize dünyanın bazı kısımlarında, sevecen anne ve babaların çocukları için en iyi olanı yapmak adına biraz daha fazla yardıma ihtiyaç duyduklarını hatırlatıyor.

(Bu çeviri Hayat Sende Gönüllüsü Selda Sert tarafından yapılmış olup, makalenin aslına http://wearelumos.org/blog/1390 bağlantısından ulaşılabilir.)



Yuva ve Yurtlarda Tam 8 Milyon Çocuk Var!

Yoksulluk, yoksunluk ya da etnik azınlığından dolayı hiçbir çocuğun bir aile hayatı olduğu inkar edilmemelidir. Oysa bu çocukların 8 milyonu kurum konutlarında yaşıyor. Kurumsallaşma onlara bireysel sevgi ve bakımı reddediyor, beyin gelişimlerine zarar vererek doğru ve yanlış anlayışlarını yok edebiliyor.

Bu çocukların% 90'ından fazlası öksüz değildir. Çoğunun onları seven ve isteyen aileleri var, ama yoksunluk  veya  etnik temelde ayrımcılık ve yoksulluk nedeniyle kurumların içine sürülebiliyorlar. Bu insan hakları ihlalidir ve etkileri bir ömür boyu sürer. Bir çalışma kurumlarda yetişen  gençlerin akranlarına göre 10 kat daha fazla fuhuşa sürüklendiği, 40 kat daha fazla suça sürüklendiği ve 500 kat daha fazla kendi hayatlarına kıydıklarını gösterdi.



Bu büyük ve ciddi bir sorun ama bir çözümü var. Lumos, bu ailelerden uzak eski sistemin dönüştürülmesi için  hükümetler, profesyoneller ve bakıcılar, topluluklar, aileler ve çocuklarla işbirliği içinde çalışmaktadır.

İş ortaklarımızla birlikte biz çocuklara sağlık, eğitim ve bireysel ihtiyaçlarına uygun sosyal hizmetlere erişimi sağlayan  toplum temelli hizmetleri sunmak  için bu kurumların yerini alıyoruz. Bu ailelerin çocuklarının tam potansiyelini geliştirmek ve kendileri için olumlu bir gelecek inşa etmek için gereken sevgi dolu bakımı sağlıyor ve destekliyoruz.

(Bu çeviri, Hayat Sende gönüllüsü Osman Aşık tarafından yapılmış olup, yazının aslına http://wearelumos.org/stories/8-million-children-are-institutions bağlantısından ulaşılabilir.)